Toplumda İyi Ebeveynlik
  1. Anasayfa
  2. Aile ve Çocuk

Toplumda İyi Ebeveynlik

Aşırı Korumacılık İyi Ebeveynlik midir? Çocuk sahibi olan tüm ebeveynler iyi bir anne baba olmak için çaba gösterirler fakat doğru bildikleri bazı yanlışlar çocuğun ilerdeki yaşamını etkileyebilmektedir.

0

Aşırı korumacılık, toplumumuzda `iyi` ebeveynlikle eşdeğer tutulmakta. “Aman koşma düşersin! Üstüne hırka giy, üşürsün!” türünden ikazlar, çocuğun kendi algılarına güvenini sarsar. Aynı zamanda düşmekten korkar ve düşünce nasıl kalkacağını da bilemez bir hale gelir; üşümenin daha ne demek olduğunun farkına varamadan fazlaca giydirilir ve ilk rüzgârda hastalanır.

 Çocuğun hata yapılmasına izin verilmediği için, konuşmaktan veya fikirlerini söylemekten vazgeçer. Her şey önüne kolayca konulduğu için, hayatın bu şekilde devam edeceği yanılgısına kapılır ve ilk düşüşünde çöküntüye uğrar. “Kahvaltıda süt içmeden okula gidemezsin, bal ve yumurta yemezsen büyüyemezsin, uzayamazsın, arkadaşların seni geçer” türünden ısrarlar, çocukla ebeveynin arasının açılmasına neden olabilir. Çünkü bazı çocukların bünyesi sabahları sıkı bir yemeğe elverişli olmayabiliyor. Yemekler daha az ve özle geçiştirilebilir. Böylelikle çocuğa acıkma duygusu bahşedilir; yemeği, acıkmadan yemek değil de, acıkarak yemenin keyfi sunulmuş olur.

4-5 yaşındaki çocukların yemek yemelerine ilişkin yapılan araştırmalar, izin verilirse, çocukların, bünyelerinin gereksinimlerine uygun yemekleri doğal olarak seçtiklerini göstermektedir. Bu araştırmalardan birinde, çocukların önüne çeşitli türden yemekler konmuş. Başta çocukların alışkanlıklarına göre abur cubur yediği gözlenmiş. Ama bir zaman sonra, çocukların belirli vakitlerde belirli yiyecekleri ayırmaya başladıkları görülmüş. Çocukların vücutlarının ihtiyaçları ile yemek seçimleri karşılaştırıldığında, çocukların seçtiği yemeklerin vücutlarının o günkü ihtiyacına göre doğal olarak kendilerinin belirledikleri görülmüş. Bunun gibi duvardaki kireçleri kazıyarak yiyen çocukların da, bünyelerinde eksik olan kalsiyumu telafi ettikleri, halk tarafından da bilinen bir gerçektir.

Yemek yeme konusundaki bu tür zorlamalar, anne-babanın çocukla arasında bir güç kavgasının başlamasına neden olur. Çocukta yemeğe karşı isteksizlik başlattığı gibi, yemek zamanlarının her iki taraf için de bir kâbusa dönüşmesine neden olur. Bu çekişmeler aradaki diğer ilişki cephelerine de kötü yönde etkileyebilir. Oysa iyi ebeveynlik , yemek yedirmek ve çocuğun her istenileni yemesini sağlamak değildir. Özellikle de fazla yemek yemesini sağlamak amacıyla, kendi kendine yiyebilen bir çocuğa ebeveyninin kaşık kaşık yemek yedirmesi hem çocuğa hem de anne-babaya verilebilecek en büyük cezalardan biridir. Yemek yemeyi problem etmeyen ailelerden, özellikle kırsal yörelerde, çocukların yeme problemine pek rastlanmadığı görülmüş.

Çocuğunun peşinden tabak ve kaşıkla saatlerde dolaşan, yemek yemesi için televizyon karşısında ağzına yemek tıkıştıran ebeveynler, hayatın güzel ve hayati zevklerinden biri olan yemekle çocuklarının yabancılaşmasına neden olmakta, çocuklarına pek de iyi olmayan yeme alışkanlıkları sunmaktadır. Aslında temelde baktığımızda, önemli ve gerçek bir hastalık kaygısı olmadığı sürece, çocuğun yemek problemi, aslında anne-babanın yarattığı bir problem olarak görülmektedir. Ebeveynlerin iyi anne veya iyi baba olma adına kendi kendine yarattığı ya da çevresi tarafından yaratılan bir sorundur bu.

Bundan çıkarmamız gereken sonuç ise çocuklar yemek yemeleri için zorlanmadığı sürece, bünyelerinin ihtiyaçlarını duymaya, midelerinin acıkma sinyallerini algılamaya ve ihtiyaçları olan yemeği talep etmeye yatkındır. Bunun için, öncelikle anne-babanın, çocuğun algılarına güvenmesi, kulak vermesi gerekir. Ama aynı zamanda da, anneliğin veya babalığın yemek yedirme alanında kanıtlanmaya çalışmaması çok önemlidir.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir